Archive for Aralık, 2010



Vaka incelemesi: Cliff Johnston

Perşembe 30 Aralık 2010 @ 10:39 am

Cliff chiropractic doktorudur. Babası 47 yaşında kalp krizinden ölmüştür. Cliff şimdi 47 yaşındadır. Neyle karşılaşacağını tahmin edin bakalım? Neyse ki benim hastam oldu ve zamanında doğru tavsiyeler alabildi.

06.08.96 11.09.96 değişim
Kolesterol 401 170 -58
Trigliseridler 1,985 97 -95
GGT 303 55 -82
Glikoz 136 89 -35

GGT karaciğer fonksiyonu parametresidir ve yüksek GGT karaciğer­deki yağlı infıtrasyonu gösterir ki, bu da karaciğerin fonksiyonunu negatif yönde etkiler. Yüksek glikoz diyabetin başlangıcını gösteri­yordu. Her iki problem de onu uygun bir diyete sokunca çözüldü. Ona tekrar kan testi yapmak için iki ay sonra gelmesini söylemiştim, ama bir ayda on iki kilo verdiği için kendini o kadar harika hissediyor ve coşku duyuyordu ki dört hafta önce geldi. İstediğiniz kadar yemek yiyerek bir ayda on iki kilo verdiğinizi hayal edebiliyor musunuz? Bir ayda bu kadar kilo vermek çok fazladır ve tipik bir durum değildir.
Dünyanın başka yerlerinde yapılan bazı çalışmalar etkile­yici sonuçlar vermiştir. Rusların yaptığı bir araştırmanın gös­terdiği gibi “anti-aterojenik” adı verilen vejetaryen diyeti uy­gulanarak her çeşit lipit anormalliğinde gözle görülür bir iler­leme kaydedilmiştir.

Cleveland Kliniği’nden Dr. Caldvvell Esselstyn koroner da­mar rahatsızlığını iyileştirmek için hastalarına diyet prog­ramları önermektedir. Verdiği diyet benim hastalarıma önerdi­ğimden daha katı olmayabilir ancak o da kolesterol seviyesi 150′nin altına düşmeden tatmin olmamaktadır. Aldığı sonuç­ları düzenli koroner katerizasyonlarla elde etmiştir. Ortalama bir hastada koroner daralması yüzde 7 oranında iyileşmiştir. Önerilen bu diyete bağlı kalan hiçbir hastası takip eden yıl­larda koroner bir rahatsızlığa yakalanmanııştır. Onun katı diyetsel müdahalesini izlememe yolunu seçen hastalarının çoğu ilk on yıl içinde kalp krizleri geçirmişlerdir.




Anjiyoplasti ve bypass ameliyatları önlenebilir

Perşembe 30 Aralık 2010 @ 10:39 am

Benim sıkı ve beslenme temelli tedavim koroner damar rahat­sızlığı teşhisi konan hastalar konusunda damar açıcı tıbbi müdahalelerden birine karar verilmeden uygulanmaya başlan­malıdır. Deneyimlerim, sürekli rehberlik yapan ve destek veren bilgili ve ilgili bir doktor nezaretinde hastaların katı bir rejime ayak uydurduğunu gösteriyor. Geleneksel yaklaşımın risklerini birlikte gözlemlediği bir doktorla yeteri kadar zaman geçirdikten ve katı, beslenme yönlendirmesiyle iyileşmenin mümkün olduğunu gördükten sonra, kaç hastanın bypass ameliyatıyla göğsünün yarılması yolunu seçeceğini düşünüyor­sunuz?
Bypasstan, ameliyat sonrası hiçbir komplikasyonla karşı­laşmayacak kadar şanslı kalksanız dahi, kalp ciğer makine­sinde geçirilen zaman yüzünden nerdeyse her hastada belli derecelerde beyin hasarı görülür. Altı ay sonra yapılan nöropsikolojik testlerde hastada yüzde 20 oranında kötüleşme görü­lür. Beyin hasarları asgari derecede zihinsel zayıflamalardan, hafıza kaybına, kişilik değişimlerinden, kalıcı beyinsel hasar­lara kadar farklılık gösterir.
Anjiyoplastiden, stent yerleştirmeden ya da bypasstan sonra iyi hissetseniz bile, damar tıkanıklığı, bypass ya da anji-yoplasti uygulanan damarlarda daha hızlı bir şekilde yayılır. Ameliyat sonrası tıkanma hızı artar. Anjiyo uygulanan damar­ların yaklaşık üçte biri dört ila altı ay sonunda yeniden tıka­nır. Buna restenosis denir.
Restenosis, iatrojenik (doktorun sebep olduğu) bir rahatsız­lıktır. Restenosise neden olan şey yara izleri olduğundan, asıl damar tıkanıklığının sürecini izlemez ve daha sonra yaşam şeklinde yapılacak değişimlere istenen ya da beklenen tepki­leri vermez. Başka bir deyişle, damar sertliği tıkanıklığında anjiyoplastiyle meydana getirilen değişimler yüzünden tıkan­ma tekrarlandığında beslenmesel müdahalelere daha az tepki verilir. Birçok hasta tedaviden sonra iyileşmek yerine daha da kötüleşir. Eğer benim KKR (koroner kalp rahatsızlığı) iyileş­tirme planımı takip etselerdi, kalplerinin her geçen hafta daha iyiye gittiğini göreceklerdi.
Stent yerleştirme bu yüksek retenosis riskini aza indirmeye çalışmaktadır ancak sorunu çözememiştir. Stentler, anjiyo-plasti ile gerdirilen daralmış damar bölgelerinin içine yer­leştirilen minik kablo-örgü tüplerdir. Stent, kendisinden sonra asıl tıkanmanın başladığı yerde uyumsuzluğa ve yanmalara neden olabilir; ki bu da koroner thrombosis riskini artırabilir. Bir şeyi hastalara hatırlatmakta yarar var: Damar açıcı işlem­ler asıl rahatsızlığı etkilemez. İşlem yapılsa da yapılmasa da anjiyografı ile görünmeyen tıkanıklıklar yayılarak koroner damarların diğer bölgelerini gelecekteki kalp sorunları için risk altında bırakmaktadır.
Kalp krizleri en çok lipit yoğunluklu bir tıkanıklık bölgesi çatladığında meydana gelir. Bu nazik tıkanma bölgeleri, her zaman katerizasyonda iyice inceldiği görülen yerler olmaya­bilir. Kalp krizleri daralmanın en az olduğu, katerizasyon ve stres testlerinde normalmiş gibi görünen bölgelerde de mey­dana gelebilir.




«« Previous Posts