Archive for the 'Çocuk Hastalıkları' Category



B12 Vitamini ve Kansızlık

Çarşamba 3 Mart 2010 @ 10:38 pm

Günlük ortalama B12 ihtiyacı 1-2,4  mikrogramdır. B12 vitamini vücutta önemli  bazı reaksiyonların oluşmasında rol oynar , eksikliğinde megaloblastik anemi, sinir sistemi ve bazı ruhsal bozuklar gelişebilir.Tüm hayvansal besinler B12 vitamininden zengindir. Karaciğer, balık ve süt B12 vitamininden zengin iken meyve , tahıl ve sebzeler fakirdir. İnce bağırsakda emilir, fazlası depo edilir. Bu nedenle besinlerle alınmasa dahi eksikliği yıllar sonra ortaya çıkar. B12 vitaminini emilmesi için mideden salgılanan intrensek faktör’e ihtiyaç vardır. Kana geçen B12 vitamini taşıyıcı bir proteine (transkobalamin) bağlanarak ihtiyaç duyulan kemik iliği gibi yerlere taşınır. Gastrik atrofi gibi mide de intrensek faktör salgılayan hücrelerin tahrip olduğu  durumlarda B12 vitamini emilemez. Bu nedenle B12 vitamini eksikliğinin en sık nedeni  atrofik gastrittir.

B12 vitamin eksikliği nelere bağlıdır?

1- Besinlerle yetersiz alım (vejetaryen diyet)
2- Emilim BozukluÄŸu
a- İntrensek faktör eksikliği
1. Pernisiyöz anemi (gastrik atrofi),
2. İntrensek faktörün doğumsal yokluğu veya anormalliği
3. Midenin ameliyatla çıkarılması
b- İnce bağırsak emilim bozukluğuna neden olan hastalıklar
1. Bağırsak hastalıkları (ince bağırsağın ameliyatla kısmen veya tamamının çıkarılması, ince bağırsak iltihabı, bazı paraziter hastalıkları )
2. Çöliyak hastalığı, tropikal spru
3- Diğer nedenler ((Kolsişin, Neomisin gibi bazı ilaçlara bağlı gelişen B12 eksikliği)

Pernisiyöz anemide hangi şikayetler oluşur?

Pernisiyöz anemi, gastrik atrofi nedeniyle B12 vitamininin emilememesi sonucu gelişen anemidir. Mide mukozası tahrip olduğu için intrensek faktör salınamaz ve bunun sonucunda B12 vitamini emilemez. Klinik bulgular genellikle sinsi olup kansızlığa bağlı bulgular yavaş yavaş ortaya çıkar. Halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, solukluk, dilde yanma hissi ve  dengesizlik sık görülürken bazı hastalarda  el ve ayaklarda karıncalanma ve uyuşma hissi saptanır. Kansızlık yavaş ilerlediğinden yaşlı hastalar kalp rahatsızlığı bulguları nedeniyle  kardiyoloji kliniğine başvurabilir. Bazı hastalarda ise  dengesizlik ve yürüme bozukluğu ön planda olduğundan hasta bir nöroloji uzmanına veya KBB uzmanına müracaat edebilir. Diğer hastalarda ise psikiyatrik bozukluklar daha belirgindir. Bazı psikiyatrik hastalıklar ile B12 vitamin eksikliği arasında ilişki saptanabilir. Örneğin  yaşlı ve depresyonlu kişilerde B12 eksikliği normal yaşlılara göre 2 kat daha fazla görülür.  Ayrıca psikiyatrik hastaların bir kısmında kansızlık gelişmeden önce B12 vitamin eksikliği  saptanabilir.

Pernisiyöz anemi kimlerde görülür?

Altmış yaş üstü ve etten yoksun diyetle beslenenlerin yaklaşık yarısında B12 eksikliği görüldüğünden bu kişilerin B12 vitamini alması gerekir. Atrofik gastrit B12 vitamin eksikliğinin en sık nedenidir.

Pernisiyöz anemi tanısı nasıl konur?

Kan sayımında kansızlığın yanı sıra lökosit ve trombosit sayısında da düşüklük görülebilir. Bu nedenle  akut kan kanseri (lösemi) ile karışabilir. Hastalığın tanısı kan sayımı, periferik yayma, serum B12, vitamin düzeyine bakılarak konur. İdrar veya kan metil malonik asit düzeyi ve serum  homosistein düzeyi tanıda yararlanılan diğer testlerdir. Megaloblastik anemide  B12 vitamin eksikliği sıklıkla gastrik atrofiye bağlı olduğundan  gastroskopi yapılmalıdır. Eğer gastrik atrofi varsa, yıllık kontrollerle hastalar takip edilmelidir. Çünkü bu hastalarda ileride mide kanseri  gelişebilir.

Pernisiyöz  anemi nasıl tedavi edilir?

Pernisiyöz anemi B12 vitamini ile tedavi edilir. Ağız yoluyla verilen  B12 vitamini emilemeyeceğinden enjeksiyon yoluyla verilir. Bu hastalarda tedavi  ömür boyu devam etmelidir. Gastrik atrofi için yıllık gastroskopi incelemeleri yapılmalıdır. Multivitamin preparatlardaki B12 vitamin miktarı yetersiz olduğundan pernisiyöz anemi tedavisinde yetersiz kalır.




YENİDOĞAN SARILIĞI: Belirtileri, tanısı ve tedavisi

Pazar 22 Åžubat 2009 @ 2:19 pm

Yenidoğan sarılığı

İnsan hayatının ilk 28 günlük sürecine yenidoğan dönemi denir. Zamanında doğan yenidoğan bebeklerin %60’ında; erken doğan bebeklerin ise %80’inde yenidoğan sarılığı görülür. Yenidoğan bebeklerde görülen sarılıkların çoğu fizyolojik sarılıktır; yani belli bir tehlike sınırını aşmaz ve bir iki haftada kendiliğinden geçer.

Yenidoğan sarılığı nasıl oluşur?

Sarılık bilirubin adı verilen, cilde sarı rengi veren bir maddenin kandaki seviyesinin yükselmesi ve deride birikmesi sonucu oluşur. Yenidoğan bebeklerin kırmızı küre hücreleri (alyuvarlar) daha fazla olduğu için onların yıkımı (parçalanması) neticesinde bilirubin maddesi ortaya çıkar. Doğumdan önce bebeğin bilirubinini annenin karaciğeri temizler; doğumdan sonra ise bebeğin karaciğerinin bilirubini temizleyebilecek kapasiteye erişmesi birkaç gün alır; bu arada karaciğer tarafindan yeterince atılamayan bilirubin artarak sarılığa neden olur.

Yenidoğan bebeklerde sarılığın erken tespiti ve takibi oldukça önemlidir çünkü, sarılık çoğunlukla kendiliğinden geçse de, bazı durumlarda bilirubin yüksek seviyelere ulaşıp beyin hasarına neden olabilir. Bu yüzden sarılığı olan yenidoğanların özellikle ilk bir hafta-on gün içindeki doktor takipleri son derece önemlidir. On günden sonra kan beyin bariyeri kapanarak bilirubinin kandan beyne geçmesinin engellendiği kabul edilir.

Fizyolojik sarılık

Fizyolojik sarılık genellikle hayatın ikinci günü başlar, üç ve dördüncü günlerde en yüksek seviyesine ulaşır, daha sonra giderek azalır.

DiÄŸer sebepler

Yenidoğanda sarılık oluşturabilecek başka nedenler de vardır. Bunlardan en sık görülen ikisi kan grubu uyuşmazlığına (ABO veya Rh uyuşmazlığı) bağlı oluşan sarılıktır. Bu durumlarda alyuvarlar cok hızlı bir biçimde parçalanır ve fazla miktarda bilirubin açığa çıkar.
DiÄŸerleri;

  • BebeÄŸin yeterince anne sütü ya da biberonla besleniyorsa formüla (mama) alamaması,
  • Diabetli annelerin bebekleri,
  • Bazı zor doÄŸumlarda, bebeÄŸin kafa derisi altında kan toplanması durumu,
  • İdrar yolu enfeksiyonu,
  • Anne sütü sarılığı,
  • DoÄŸuÅŸtan gelen bazı enzim hastalıkları.

Bu durumları tespit etmek için ekstra testler yapılması gerekir.

Bebeğinizin sarılık olduğunu nasıl anlarsınız?

Sarılık önce yüzde başlar, kandaki bilirubin seviyesi arttıkça sırayla göğse, karna, kol ve bacaklara doğru ilerler. Göz akı da sararır.

Ciltteki sarı renk en iyi gün ışığında ya da florasan lamba altında görülür. Parmakla hafifçe burun ya da karın cildine bastırılıp kaldırıldığında sarı renk daha bariz bir şekilde tespit edilebilir.

Bebeğinizin sarılık olduğunu farkeder farketmez, beklemeden bilirubin seviyesinin tespiti için bir sağlık kuruluşuna başvurmanız çok önemlidir. Doktor yapacağı muayene ile kandaki bilirubin seviyesine bakıp bakmayacağına karar vererek takipler konusunda sizi yönlendirecektir.

Bilirubin yükseldikçe bebekte ne gibi belirtiler oluşur?

En başta bebeğin cildindeki sarılık giderek koyulaşıp belirginleşir. Bebek daha çok uyur, emmesi azalır (bu sarılığı daha da arttırır). Eğer bilirubin çok yükselip beyni etkilemişse (kernikterus), o zaman bebek tiz sesle ağlamaya başlar, başını geriye atar, havaleye kadar gidebilir. Bu durumdaki bir bebekte sonuçta çoğunlukla zeka ve motor gelişim geriliği, işitme, görme sorunları oluşur.

Hangi bebekler sarılık açısından daha dikkatli takip edilmelidir?

  • Erken doÄŸmuÅŸ bebekler,
  • DoÄŸum esnasında kafa derisi altında kanama meydana gelmiÅŸ olanlar,
  • Ilk 24 saatte sarılığı tespit edilenler,
  • Emme sorunu olup buna baÄŸlı olarak iyi beslenemeyen bebekler,
  • Sarılığı iki haftadan uzun süren bebekler,
  • Büyük kardeÅŸlerinin bebeklik dönemlerinde ışık tedavisi gerektirecek kadar sarılık tespit edilmiÅŸ olanlar.

Sarılığın Tedavisi

Yenidoğan sarılıklarının çogu iki hafta içinde kendiliğinden düzelir. Fakat bu dönemin doktor tarafından takibi önemlidir. Eğer bilirubin seviyesi yüksek ise bebek, fototerapi denilen florasan ışığı altında ışık tedavisine tabi tutulur. Bunun için özel lambalar kullanılır. Bu ışık bilirubini idrarda eriyebilecek bir şekle sokarak vücuttan atılmasını sağlar. Fototerapi bebeğe herhangi bir şekilde zarar vermez. Bebeğin gözleri ışıktan zarar görmemesi için kapatılır. Bazen yan etki olarak ciltte kırmızı döküntüler, bronzlaşma veya sık ve sulu dışkılamaya neden olabilir. Aralıklarla bebeğin kanı alınarak bilirubin duzeyinin güvenli sınıra düşüp düşmediği kontrol edilir. Işık tedavisi sonlandırıldıktan bir iki gün sonra bilirubin seviyesi genellikle tekrar yükselir. Bu dönemde de doktor kontrolü tavsiye edilir.
Bebeğin, sarılık süresince ve tedavi esnasında iyi beslenmesi çok önemlidir çünkü bilirubin gayta (kaka) ile vücuttan atılır.

Kan grubu uyuşmazlığı olup da bilirubin düzeyi çok yükselmiş hastalarda kan değişimi yapılır. Işık tedavisi veya kan değişiminden hangisinin uygulanacağına bebeğin kilosu, günü ve bilirubin seviyesi göz önünde bulundurularak karar verilir.

Untumayalım ki;

Bebeğinizin karın, kol ve bacaklarında sarılık varsa, bunun yanısıra çok uyuyorsa emmesi de zayıflamışsa kaçıncı gününde olursa olsun hemen doktorunuza başvurmalısınız. Çünkü bunlar bilirubin düzeyinin yükselmiş olduğunun göstergeleridir.
Bebeğinizde sarılık varsa doktor takibi yanında onu sık ve iyi beslemeniz sarılığın çabuk atlatılması açısından önemlidir.

Yenidoğan sarılığı sık olarak görülmesine ve birçok bebekte de kendiliğinden geçmesine rağmen bu durum her bebek için geçerli değildir. Hangi yenidoğanda bilirubin duzeyinin tehlikeli seviyeye ulaşacağı her zaman tahmin edilemeyeceği için bebeğinizin ilk üç-beş gün içerisinde bir doktor tarafından görülmesi çok önemlidir. Böylece, tedavi edilmediğinde kalıcı problemlere neden olabilecek bir hastalığı kolaylıkla önlemiş olursunuz.

Dr. Arzu Özşahin
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı




«« Previous Posts