Archive for the 'Çocuk Hastalıkları' Category



Fast food lösemi riskini 3 kat arttırıyor

Pazartesi 18 Nisan 2011 @ 6:43 pm

Fast food lösemi riskini 3 kat arttırıyor

‘Kanser Haftası’ etkinliğinde konuşan Prof. Dr. Erkan Topuz, fastfood ile beslenen çocuklarda üç kanser türünün görünme riskinin 3 kat daha fazla olduğunu belirterek anne ve babaları bu konuda uyardı.

Anne karnında 280 adet kimyasal maddenin bulunduğunu, bu yüzdende çocuğun daha anne karnında kanser riski ile karşı karşıya kaldığını vurgulayan Medical Park Göztepe Kanser Hastanesi Medikal Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erkan Topuz, ”Çocuğun kanserle mücadelesi doğar doğmaz başlıyor. O yüzden aile en baştan çocuğa yemek terbiyesi vermeli. Haftada üç kerenin üstünde fastfood ile beslenen çocuklarda beyin tümörü, lenfoma ve lösemi riski 3 kat daha fazla. Fast food verilmesi halinde ise yanında bir tabak sebze muhakkak verilmeli” dedi.

Anne ve babaların çocukların yaşam alanlarındaki herşeye dikkat etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Topuz, ailelere önerilerde bulunduğu sözlerini şöyle sürdürdü;

”Çocuğunuzun odasındaki yorganı, yatağı, halıyı hatta ampulü dahi seçerek alın. Boyanmış karyola sakın almayın. Yerdeki halılarda toprak ile boyanmış yani elle boyanmış halıları tercih edin. Çocuğunuzun odasını temizlerken sirke veya zeytinyağlı sabunları tercih edin. Evdeki madeni eşyaları kabonat ile parlatın. Oturup devamlı kimyasal kullanmayın. Evinizin bir kenarına kaktüs, Benjamin veya deve dikeni çiçeği koyun. Bu çiçekler yüzde 10 da olsa radyasyonu azaltıyor. Çocukların beslenmelerindeki kaplar çelik olsun, çantaları ise bez. Evde beyaz porselen tabak kullanın”

GEREKSİZ YERE BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ ÇEKTİRMEYİN!

Bilgisayarlı tomografilerde vücuda alınan radyasyonun boyutlarınada dikkat çeken Topuz, ”Çocuklarınızı gereksiz yere filmlere sokmayın. Çocuğun bilgisayarlı tomografiye gereksiz yere sokulması halinde akciğer tomografisinde alınan radyasyonun bin katı daha fazla vücuda radyasyon giriyor. Bilgisayarlı tomografide vücuda alınan radyasyon 300 gün boyunca vücuttan atılamıyor.’’ diyerek aileleri bu konuda uyardı.

Kenan Biter / kenan.biter@haber7.com
Haber7

İlgili Haberler
Karadağlı: Sigara en büyük düşman!
Kanserden korunmanın yolları!




Bebek bakımına baba da dâhil edilmeli

Pazartesi 27 Aralık 2010 @ 9:52 pm

Bebeği ağladığında onu susturabilen, canı sı­kıldığında eğlendirebilen, uykusu geldiğinde uyutabilen baba; hem anne, hem de bebek için kutsal babanın ta kendisidir.

Bebek bakımına eşinizi ne kadar erken dâhil ederseniz sizin için o kadar iyi olacaktır. Çünkü öğrenmesi gereken çok şey var. Sizin bebeği­nizle olan ilişkiniz biyolojik olarak siz hamiley­ken başlayıp emzirirken devam ettjğinden, be­beğinizi eşinize nazaran çok daha iyi tanıyor olursunuz. Bebeğiniz ağladığında, altını ıslattı­ğında, hastalandığında tepkileriniz çok daha hızlı olur. Bu, bebeğinizi eşinizin onu sevdiğinden daha çok sevdiğiniz anlamına gelmez elbet. Vücudunuz yaratılış itibariyle siz farkında olmadan bebeğinizin ihtiyaçlarına karşılık vermeniz için harekete geçer.

Son zamanlarda her ne kadar bebek dergisi kapaklarını, bebekleriyle samimi pozlar veren babalar süslese de, erkeklerin bebekler ve bebek bakımı hakkında bildiklerinin çok kısıtlı olduğu bir gerçek. Hemen hemen her yeni baba, kendi­ni yetersiz gördüğünden bebeğiyle dilediği gibi oynamaktan kaçınır. Elbette aralarında daha sı­kı bir bağ oluşmasını ister ama bunu nasıl başa­rabileceği konusunda bir fikre sahip değildir.

Bu noktada size düşen görev, bir adım geri­ye çekilip, bebeğinizi eşinize teslim etmeniz. Onu sizin tuttuğunuz gibi tutmayacak, sizin oynadı­ğınız gibi oynamayacak elbet ama bu eşinizin bir şeyleri yanlış yaptığını göstermez. Bebeğiniz babasının kucağında huzursuzlaştığında ilk baş­ta seyirci kalmanızı öneririm. Bırakın araların­daki iletişim yolunu kendileri keşfetsinler. Eğer bebeğiniz ağlamaya başlarsa eşinizi hayal kırık­lığına uğratmamak adına “acıkmış olmalı, erazirelim babası” deyip, bebeğinizi kucağınıza ala­bilirsiniz.

Eşinizin bebek bakımı hususunda pratik yap­masına zemin hazırlayın. Siz onu emzirdikten sonra, gazını babası çıkartsın. Siz de bu arada uzun bir duş alın, hatta küveti doldurup keyif yapabilirsiniz. Bazı bebekler babalarıyla vakit ge­çirmekten çok hoşlanmazlar. Eşinize bunun çok normal olduğunu, bir süre sonra bebeğinizin ona alışacağını söylemeyi ihmal etmeyin. Zaten ger­çekten bir süre sonra nasıl yakınlaştıklarına siz bile şaşıracaksınız. Eşiniz kendini harikalar ya­ratabilen bir süper kahraman gibi hissedecek.

Bebeğinizi sizin emziriyor olmanız, eşinizin ona kalan pek önemli bir iş olmadığını düşün­mesine sebep olabilir. Gün içinde çok sık acıktıklarından bebeğinizin vaktinin çoğunu sizinle geçireceği bir gerçek ama bu babanın da üstle­nebileceği sorumluluklar olmadığı anlamına gel­mez. Bez değiştirme, banyo yaptırma, gaz çı­kartma gibi bebeğinizin ihtiyacı olan o kadar çok şey var ki. Genellikle babalar gece bakımı­na dâhil olmamayı yeğlerler ama eğer eşiniz bu konuda hevesliyse, iş bölümü yapmaktan kaçın­mayın.

Eğer eşiniz bebekliğinde yeteri kadar anne şefkati alamamışsa, bebeğinizi emzirirken sizi kıskanabilir. Bu elbette ki istem dışı gerçekleşir ancak hayatınızdaki bu yeni döneme alışma ev­resinde yaratacağı stres, şu an ihtiyacınız olan en son şey. Eğer böyle bir problemle karşı karşı­ya kalırsanız, bir uzmandan destek almanızı tav­siye ederim. Hissettiklerinizi eşinizle açık açık konuşmanız, sizin onu anlayabildiğinizi göstereceğinden hepiniz için faydalı olur. Unutmayın sizinle birlikte eşiniz de yeni bir rol üstlenmiş durumda.

Bebeğinizle ilgili öğrendiğiniz ya da keşfet­tiğiniz her yeni bilgiyi eşinizle paylaşın. “Hava­da hoplatılmaktan çok keyif alıyor” ifadesi “be­beği öyle hareketsiz tutmamalısın” ifadesinden çok daha etkili ve verimlidir. Aksi takdirde eşi­nizin kendisini yetersiz hissetmesine yol açabilirsiniz. Yeni babalar yeni annelere kıyasla daha az bebek gelişimi dergisi ya da kitabi okurlar. Bu bebeğinizle daha az ilgili oldukları anlamına gelmez. Sizin anneliğinize o kadar hayrandırlar ki, her şeyi sizden öğrenmeyi yeğlerler. Bebeği­nizin verdiği ipuçlarını doğru okumayı ona da öğretirseniz, bebeğinizin ağlamasıyla bölünen diyaloglarınız, geciken akşam yemekleriniz eşi­niz için de sorun olmaktan çıkar.

Eşinize, anne olduğunuz ilk haftalarda bebe­ğiniz kadar sizin de ilgiye ihtiyacınız olduğunu hissettirin. Bunu onun anlamasını beklerseniz, vakit kaybedersiniz. Çünkü erkekler zihin oku­ma konusunda kadınlar kadar başarılı değiller­dir. Bebeğinizi emzirirken size sütünüzü artıracak aperatif yiyecekler, ya da meyve suyu getir­mesini isteyin. İyice dağılmış olan mutfağınızın sizi çileden çıkardığını öğrenirse, eminim bula­şıkları yıkayacaktır.

Annesine de sizin anneliğinizi eleştirmeme­sini söyleyecek olan kişi yine eşiniz olabilir.

21. yüzyıl kadınları olarak hemen her şeyin üstesinden gelebileceğimize dair o kadar sağ­lam bir bilince sahibiz ki, çoğu kez eşimizden yardım istemeyi zayıflık ya da yetersizlik ema­resi olarak algılarız. Size tavsiyem bir aile oldu­ğunuzu unutmayıp kuşandığınız gardı bir kena­ra bırakmanız. Tecrübe ettiğiniz dönem, ne siz ne de eşiniz için kolay olacaktır. Birbirinize des­tek olarak minik bebeğinizi en iyi şekilde büyü­teceğinizden kuşkunuz olmasın. Eşinizden müm­kün olabildiğince çok izin almasını isteyin. Ya­nınızda olmasının size güç verdiğini ona hisset­tirin.

Çoğu erkek doğum esnasında eşlerinin elle­rini tutmalarının ya da sarf ettikleri sevgi söz­cüklerinin ne kadar kıymetli olduğunun farkın­da değildir. Bunu ona göstermek sizin görevi­niz. Yardımını ne kadar takdir ettiğinizi dile ge­tirmeyi ihmal etmeyin. Doğuma onunla birlikte girmiş olmanın her şeyi ne kadar kolaylaştırdı­ğını anlatın. Gelişen babalık kabiliyetlerinin hiç birini görmezden gelmeyin. Bu sayede eşinizin hem sizinle, hem de bebeğinizle olan ilişkisini güçlendirmiş olursunuz.




«« Previous Posts