Archive for the 'Çocuk Hastalıkları' Category
Hormon düzenimiz, uykularımız, yemek saatlerimiz ve hareket isteğimiz vücudumuzun biyoritmine göre şekilleniyor. Bu durumda kalbimizin de bir ritmi olduğunu unutmamamız gerekiyor. Kalp ritmi, kalbin kulakçık ve karıncıklarının düzen içinde çalışmasını sağlayan bir düzenek olarak değerlendiriliyor. Bu ritim, ihtiyaçlarımıza göre hızlanıyor veya yavaşlıyor.
İhtiyaçlardan bağımsız olarak, hiç efor sarf etmediğimiz halde artma, azalma ya da düzensizleşme meydana geliyorsa; ortaya ritim bozukluğu sorunu çıkıyor. Çocuklarda kalp ritim bozuklukları yenidoğan dönemi de dahil olmak üzere her yaş grubunda ortaya çıkabiliyor. Oyun sırasında çabuk yorulan, baş dönmesi ve bayılma gibi sağlık sorunları yaşayan çocuklarda kalp ritim bozukluğu olabileceğine dikkat çeken Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Alpay Çeliker, şöyle konuşuyor:

“Kalp hızı yavaşlayan çocuklarda çabuk yorulma, uykudan zor uyanma, halsizlik, büyüme geriliği, kilo alma sorunları gibi bulgulara rastlanıyor. Kalp hızının aşırı yüksek olduğu durumlarda ise atak yaşayan çocukta; soluk alamama, halsizlik, kusma, göğüs ağrısı, baş dönmesi ve bayılma gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Özellikle yavaş kalp atım hızıyla gelişen ritim bozukluklarında çocuklar çabuk yoruluyor ve bu nedenle yaşıtlarıyla oynayamıyor.

Okula giden çocuk spor yaparken çabuk yorulduğu için bu tür faaliyetlere katılamıyor. Yüksek kalp ritmiyle seyreden hastalıklarda ise, efor ve heyecan gibi etkenler çarpıntıya neden olacağı için kalp ritim bozukluğu olan çocukların bunlardan uzak durması isteniyor. Atakların engellenmesi için sürekli ilaç kullanımı gerekebiliyor. Anne-babaların çabuk yorulan, halsiz düşen, çarpıntısı olan, göğüs ağrısı ve bayılma şikâyetleri bulunan çocuklarını dikkatle izlemeleri ve konuyla ilgili olarak zaman geçirmeden bir uzmana başvurmaları gerekiyor.” Çocuk ve yetişkinlerde ortaya çıkan ritim bozukluklarının tedavisinin mümkün olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çeliker, bu amaçla uygulanabilecek başlıca tedavi yöntemleri hakkında şunları söylüyor:
TEDAVİSİ MÜMKÜN

“Kalp ritmi bozulan çocuklara kriyoablasyon yani dondurma tedavisi uygulanıyor. Kriyoablasyon, kalpte ritim bozukluğuna neden olan odakların dondurularak ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Taşikardiye neden olan anormal yol veya odaklar bu yöntemle ortadan kaldırılmış oluyor. Kalbin üst kısmında bulunan, sempatik ve parasempatik sinir lifleri tarafından yönlendirilen sinüs düğümü, kalp ritmini oluşturuyor. Kalp ritmi, heyecan anı veya efor sırasında hızlanıyor, dinlenme sırasında ise yavaşlıyor.
Kalbin ritmi bozulunca neler oluyor
Prof. Dr. Alpay Çeliker kalp ritminde meydana gelen bozukluğun üç şekilde gerçekleştiğini söylüyor ve bunları şöyle sıralıyor:
Ritim aşırı yavaşlıyor: Bu durum da çabuk yorulma, halsizlik, baş dönmesi, bayılma gibi belirtiler görülüyor.
Ritim aşırı hızlanıyor: Çarpıntı, baş dönmesi, bayılma ve ani ölüm er meydana gelebiliyor.
Ritim düzensizleşiyor: Çarpıntı hissinin meydana gelmesi ile kişi psikolojik olarak da rahatsızlık duyuyor.
Sıcak havaların başta isilik ve yaz ishallerine neden olduğunu belirten Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey Elemen, yaz ishalinin özellikle 0-5 yaş arası çocuklar için ciddi risk oluşturduğunu söyledi.
Sıcak havaların çocuklar için tehlike yaratmaması için bazı noktalara iddak edilmesi gerektiğini belirten Dr. Günbay Eleman, yaz hastalıkları hakkında bilgi verdi ve anne babalara şu önerilerde bulundu:
İSİLİK ÇOCUĞUN KEYFİNİ KAÇIRIYOR
İsilik; kaşıntılı, deriden hafif kabarık ve pembemsi deri döküntüsü ile karakterizedir. Ter bezlerinin tıkanması sonucu oluşur. Sıcak ve nemli hava döküntülerin artmasına yol açar. Kaşıntı sonucunda deride tahribat oluşursa enfeksiyon da tabloya eklenebilir. Önlemek için sık banyo yapılması, pamuklu giysiler giyilmesi ve derinin mümkün olduğunca hava alması gerekir.
PİŞİĞİ ÖNLEYİN
Pişik, bebeklerde en sık görülen deri hastalıklarından biridir. Bezin temas ettiği kalça ve uyluk bölgesinde kırmızı renkte, kabarık lezyonlar şeklinde görülür. Pişikler, bebeğiniz bez kullandığı dönem boyunca tekrarlayabilir, yazın sıcak ve nemin etkisi ile görülme sıklığı artabilir.

BEBEĞİNİZİN BEZİNİ SIK SIK DEĞİŞTİRİN
Bez değiştirme sonrası mümkünse altını ılık suyla durulayın, özellikle bebeğinizin cildinin hassas olduğu ilk aylarda ıslak mendilleri alt temizliğinde kullanmayın. Daha sonraki aylarda ise alkol ve parfüm içermeyenlerini tercih edin.
Temiz bir havlu ile nazikçe kurulayın ve bebeğinizin altını havalandırın. Böylece cildin kuruması daha çabuk olacaktır. Bezi çok fazla sıkmayın ve cildinin hava aldığından emin olun. Her bez değişimi sonrası çinko oksit içeren pişik koruyucu kremleri kullanmanız pişiklerin önlenmesinde faydalı olacaktır.
YAZ İSHALİ 0-5 YAŞ ARASI ÇOCUKLARI TEHDİT EDİYOR
Yazın ishale yol açan nedenlerin başında enfeksiyonlar gelmektedir. Yazın ishal yapan mikroplar; virüsler, bakteriler ve parazitlerdir. Bu mikropların bir kısmı yaz-kış ishal yapabilmekte iken; bir kısmı kış aylarını bir kısmı ise yaz aylarını tercih etmektedir. İshaller en sık 0-5 yaş grubunda görülmekte olup, gelişmekte olan ülkelerde ilk 2 yaştaki ölüm nedenlerinin başında gelmektedir.

Hafif ishal vakalarında tedavi evde yapılır. Anne sütü alan bebeklerde emzirmeye devam edilir. Anne sütü almayan 6 aylıktan büyük bebek ve çocuklara alışık oldukları sıvı gıdaların yanı sıra; pirinç lapası, muz, elma püresi,yoğurt, ayran gibi gıdalar verilir. İshal geçene kadar lifli ve yağlı gıdalardan uzak durulur. Öğün aralarında su verilmesi önerilir.
Orta ağırlıkta ishal vakalarında hastanede ağız yolu ile sıvı tedavisine başlanır. (Elektrolit solüsyonları) Tedaviye yanıt iyi ise 4-6 saat sonra beslenme başlanır ve hasta eve gönderilir. Kusma olursa tedaviye ara verilip tekrar denenir, aşırı kusma ve genel durumda bozulma durumunda damar yolu ile sıvı tedavisine geçilmesi gerekebilir.
Ağır ishal vakalarında hastaya hastaneye yatırılarak damar yolu ile sıvı tedavisi uygulanır. Dışkıda kan ve iltihap hücreleri varlığında veya ishalin 7 günde düzelmemesi durumunda dışkı kültürü alınmalı ve gerekiyorsa antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.

ÇOCUĞUNUZ SARIŞIN İSE DAHA ÇOK DİKKAT EDİN
Uzun süre güneşe maruz kalındığında ciltte önce kızarıklık oluşur (birinci derece yanık), daha uzun süreli hasarlarda cilt üzerinde su dolu kabarcıklar izlenir (ikinci derece yanık). Çocuğunuz açık tenli, sarışın veya kızıl saçlı, renkli gözlü, çilli ise güneş yanıklarına karşı daha hassastır. Çocukları güneş ışınlarının en yoğun geldiği saatler olan 11:00 ile 16:00 arasında güneşe çıkartmayın. Çocuğunuza açık renk, pamuklu kumaştan, bol giysiler giydirin ve başına geniş siperlikli şapka takın.
Çocuğunuza güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce güneş koruyucu faktörü (SPF) 30’dan yüksek olan (açık tenli çocuklar ve bebekler için koruma faktörü 50 nin üzerinde olmalı) koruyucu losyon sürün ve 3-4 saat ara ile tekrar edin. Çocuğunuz gölgede bile olsa kum ve denizden/havuzdan yansıyan ışınlarla yanabileceğini unutmayın. Çocuğunuzun gözlerini de güneşten koruyun ve UV korumalı güneş gözlüğü takmasını sağlayın.

ÇOCUĞUNUZA SOKAKTA DA GÜNEŞ ÇARPABİLİR
Çok sıcak günler, terlemeyi zorlaştıran nemli hava, güneş ışınlarının en etkili olduğu öğle saatleri, rüzgarsız günler güneş çarpması riskini artırmaktadır. Çocuğunuzda yazın dışarıda oynadıktan sonra; deride solukluk, baş dönmesi, 38-40 derece ateş, zayıf nabız, terleme varsa güneş çarpmasından şüphelenmelisiniz. Eğer; havale, solunumda düzensizlik, 45 derece üzerinde ateş, deride kızarıklık gibi belirtiler varsa sıcak koması söz konusudur.
BÖCEK SOKMALARINDA PANİK YAPMAYIN
Isırılan bölgeye soğuk kompres ve buz uygulayın, iğne varsa cımbızla çekerek değil, bıçak sırtı ile sıyırarak uzaklaştırmaya çalışın. Kaşıntıyı azaltmak için çeşitli pomatlar sürmenin yanısıra; ağızdan şurup verilebilir. Ağrı varsa ağrı kesici şurup da alınabilir. Arı sokmasında nadiren anafilaksi adı verilen şok tablosu gelişebilir ve acil müdahale gerektirebilir.”





